Son dakika haberi bulunmamaktadır.   Künye  
Anasayfa   |  Güncel  |  Siyaset  |  Spor  |  Ekonomi  |  Medya  |  İz Bırakanlar | Foto Galeri | Videolar |  Bugün: 9 Eylül 2010

OY CEMO VAY CEMO

Okunma  Yazar : Cengiz Cebecioğlu
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 354
Tarih  Tarih : 10 Temmuz 2010, 16:17

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

OY CEMO VAY CEMO

Fatih Cengiz Cebecioğlu yazıyor
Sarp ve kurak dağlar Cemo Cemo feryatları ile inlemeye başladı. Dağlar sanki bir daha şekillenmek üzere yerinden kıpırdadı. Genç demirci çekicini bu sefer Cemo diye diye sanki dağlara vurmuştu.

     Kürtün dolaylarında bundan yaklaşık 200 yıl önce bir feryat koptu. Feryadın adı Cemo idi. Bir incir ağacının altında seslendi biricik Cemile’sine. Ve Demirci bugün Cemile’sine yaktığı ağıtla, dağların en tepesinden bizlere bakıyor.”Cemo” diyerek, ayaklarını yere sert çarpan gençlere bakıyor.”Cemo” diyerek, âşıkların ruhlarına dualar eden gençlere bakıyor.

      Köyün  birinde bir Demirci yaşarmış. Kendi halinde, işinde gücünde tek derdi ekmek parası olan bir garip genç demirci. Bir gün hayatının en sağlam anahtarını yapmaya karar verir. O anahtar için en ulu çeşmelerden en, en lezzetli suları toplamaktadır. Hepsinden toplamış ve sıra kendi köyünde ki çeşmeye gelmişti. Civarın en iyi anahtarını yapacaktı bu konuda kararlı idi. Çeşmeye uzandı ve ibriğini suyun altına yerleştirmişti ki suyun üzerine bir gölge düştü. Sıcaktan bunalan demirci kafasını kaldırır kaldırmaz, bir güzel görüverdi. Kafasında allı morlu bir yazma ve güneşin yansımaları dolu idi. Gözlerini kıstı, doğrulmaya başladı. Aman Yarabbi bu nasıl bir güzellikti bir güzellikti. Kimin nesiydi bu güzel? Ceylan gözlerine bak(a)madan kafasını eğdi. İbriği taşmıştı çoktan, ama alamıyordu suyun altından. Son çeşme ve son su idi bu. Bu güzelde sonuydu demircinin, sonraları anlayacaktı bunu. Bir kez daha doğruldu bu sefer gözlerinin en derinine baktı ve boğulacak gibi olunca ibriğini alıp oradan uzaklaştı. Ama nasıl gidiyordu, uçmak mı desen değil, sürünmek mi desen değil, yürümek mi desen değil. Bir beden gidiyordu köyün içine doğru, ruhu hala çeşme başında ki güzele bakıyordu. Gözlerine eğilip su içmenin hayalini kuruyordu ama boğulacağından korkuyordu. Demirci artık o güzelin gözlerinde boğulamaya başlamıştı. Her yerde bir çift ceylan göz görüyordu. Alamıyordu kendini o tılsımdan…

     Güzeli gördüğü çeşmenin, suyunu kullanmaya gelmişti sıra. Aşkla vurmaya başladı çekici. Bu anahtar o güzele gidecekti. O ceylan gözlerinin kapısını bu anahtarla açacaktı. Aradan günler geçti demirci usanmadan, yorulmadan, günlerce gün ışığı görmeden salladı çekicini. Suyunu verdi anahtara, anahtar için şimdi bir kapı lazımdı!

     Bu güzel aklından hala çıkmamıştı demircinin. Sonra kızı sordu soruşturdu. Kız, 5-6 köy sahibi koca bir ağanın kızı idi. Demircinin onu gördüğü gün gezmeye çıkmış ve su içmek için çeşmeye uğramıştı. Kızın adı Cemile’ymiş. Koca bir ağa kızına âşık olmuştur, talihsiz demirci. Kimse kurtaramayacaktır artık o ceylan gözlerden demirciyi.

   Ve demirci aşkının şiddeti ile ağaya anasını gönderir. Ağanın kızına talip olduğunu bildirir. Ağa bu durum karşısında, hem şaşırır hem de hiddetlenir. “Basit bir demirci nasıl olurda benim kızıma, benim gibi bir ağanın kızına talip olur” diyerek, demirciye tez haber saldı. “Ben ki koskaca bir ağayım, senin gibi bir demirci parçasına verecek kızım yok benim” der. Demirciye haber ulaşır ulaşmaz, büyük bir acı ile olduğu yere yıkılır kalır. Çok sevdiği, biricik Cemile’sine kavuşamamak onu yıkacaktır. Bağrı yanıyor demircinin, kimselere derdini anlatamıyor. Kimselere tek bir söz edemiyor. Dilleri lal oluyor, gözleri ağma oluyor. Sadece Cemile’yi görüyor ve sadece Cemile ile konuşuyor. Cemile’sini görmek için ağanın evinin kapısına gidiyor. Bu durumu gören ağanın adamları, demirciyi saatlerce dövüyor. Demirci harap ve bitap bir vaziyette doğrulur doğrulmaz, kendi demir ocağına koşuyor. Yaptığı anahtarı alır almaz kendini dağlara atıyor. Yüksek gördüğü her tepeye, her dağa çıkıyor. Nereye gittiğini bilmeden sadece yürüyor. Umarsızca ve anlamsızca yürüyor. Günler oluyor, demirciden haber alamayan anası ve arkadaşları meraklanıyor. Bir arkadaşı demirciyi aramak için dağlara çıkıyor. Ve civarın en hâkim tepesinde, bir incir ağacının altında, demirciyi dua ederken görüyor. Yanına yaklaşıyor ve “ artık evine dön anan meraklanıyor, kendine kıyacağından korkuyor” diyerek demircinin evine dönmesi gerektiğini söylüyor. Demirci, arkadaşının söylediklerini duymamış gibi, hafifçe yerinden doğruluyor ve anahtarı kuşağından çıkararak Harşit Çayı’na doğru, bütün kuvveti ile fırlatıyor. Ellerini göğe açarak “bu anahtar, kilitlenip kalan bütün âşıkların hayat kapısını açsın. Benim verdiğim su yetmedi, koskaca Harşit Nehri’nin suyu belki yeter” der. Birden düşer yere, başlar ağlamaya. Arkadaşından yardım ister “bu aşkın acısından nasıl kurtulurum ben, bana bir çıkar yol göster” der. Arkadaşı da “Cemile’ye bir ağıt yak, o acı yüreğine oturduğu zaman feryat ile ağıdını yak” diye arkadaşına akıl verir. İşte o günden bu yana, bu çeşmeler, bu dağlar, bu sular, bu kuşlar, bu iklim Cemo ile Demirciyi yaşatır durur.

NOT: Bizlerle bu öyküyü paylaşan, Kürtün-Kızılok mahallesi sakinlerinden Cemal Genç amcaya ve yardımları ile bu konuya yazmama yardımcı olan ses ve kemençe sanatçısı olan Kadem Koca ağabeyimize teşekkür ederim. Ayrıca bu oyun ilk olarak, Harşit Köprüsünün açılışında sergilenmiştir.

TEŞEKKÜR: Değerli ağabeyim, Sayın Uğur Odabaş’a  bu aşkın öyküsünü buralara taşıdığı için, bu oyunun var olduğunu herkese gösterdiği için, bizim öz oyunlarımızdan birinin kaybolmadan sergilenmesine önderlik yaptığı için teşekkürler ederim. Bu oyun artık Doğankent ve Kürtün dışında, anahtarın bulunduğu Harşit Nehri’nin, deniz ile buluştuğu kıyılarda da oynanıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Yazarın Önceki Yazıları

Son Haberler

Vehbi Altunçul Vehbi Altunçul
NEFSİMİZE HAKİM OLALIM
Birol Cevizoğlu Birol Cevizoğlu
ERDOĞAN DA "HAYIR" DİYEBİLİR!
Ali Sarıaydın Ali Sarıaydın
BİRİNCİ TEHDİT
Tevfik Kara Tevfik Kara
ORADA BİR KÖY VAR UZAKTA
Mehmet K.Mustafaoğlu Mehmet K.Mustafaoğlu
İFTAR SOFRASI İSTİSMARCILARI
UFUK KEKÜL UFUK KEKÜL
NE KADAR UTANSAK AZDIR
Ahmet Gürsoy Ahmet Gürsoy
Hanefi Avcı, cemaatler, baronlar ve Haliç.
Zeki Al Zeki Al
KARADENİZ TAKIMLARININ VERDİĞİ SİNYALLER
Çınar Çetinkaya Çınar Çetinkaya
ÖNCE ALIŞTIRMA SONRA UYUŞTURMA
Hilmi Taşkın Hilmi Taşkın
KADROLAŞMANIN SONUCU
Miktad Kaya Miktad Kaya
REFERANDUMUN GİZLİ HEDEFİ
Necmi Kaya Necmi Kaya
OSMAN AĞA VE YÜREKSİZLER
Osman Ünal Osman Ünal
KEMAL KILIÇDAROĞLU'NA AÇIK MEKTUP
İsmail Kaçmaz İsmail Kaçmaz
HALİT KESKİN NEDEN REKTÖR OLMASIN...
Bünyamin Çetink Bünyamin Çetink
TEMBELLİK GEN'İ
Banu Avar Banu Avar
ABD,AKP ve PKK 'EVET' DİYOR!
Yusuf Cinal Yusuf Cinal
İÇİMİZDEKİ MAGANDAYI YIKMAK
Mustafa Cici Mustafa Cici
OYUMUN RENGİ VE ERDOĞAN'A NANKÖRLÜK
Mustafa Şahin Mustafa Şahin
FINDIK TARIMINDA REKOLTE TESPİTİ
Kamil Patan Kamil Patan
DOĞANKENT LİSESİ'NDE EFSANELER BULUŞTU
Ethem Bakar Ethem Bakar
İNTİHARDA NEREYE KADAR?
Yusuf Durak Yusuf Durak
BEKLENTİLERİ KARŞILAYAMAYAN MİTİNG!..
Cengiz Cebecioğlu Cengiz Cebecioğlu
OY CEMO VAY CEMO
Hikmet Okuyar Hikmet Okuyar
ORDU'DAN YOZGAT'A SELAM
Tülay Tatoz Tülay Tatoz
SAKLAMBAÇ
Mehmet Aydın Mehmet Aydın
İYİ SEYİRLER
Halit Keskin Halit Keskin
HAŞLANMIŞ KURBAĞA ÖRNEĞİ
Ömer Anaç Ömer Anaç
MUHSİN BAŞKAN
Gülcan Şahin Gülcan Şahin
ZEKİ BEY'E
Ertuğrul Akgündüz Ertuğrul Akgündüz
ANLAYIŞ
Hakan Adanır Hakan Adanır
GİRESUN ADI NEREDEN GELİR,NEREYE GİDER?
Ahmet Bilge Ahmet Bilge
GENEL SEKRETER MELİKOĞLU
Erdem Turan Erdem Turan
FINDIĞIN AKIBETİ...
Gökalp Kabacaoğlu Gökalp Kabacaoğlu
TÜRK OLMAK NASIL BİR DUYGUDUR
Yaşar Ünal Yaşar Ünal
İZCİ KIYAFETLERİ
Sinan Demirtürk Sinan Demirtürk
SOYKIRIM LOBİSİ
Hüseyin Karaduman Hüseyin Karaduman
TEMPO STAR VE SONRASI-1-

  GALERİ

  HABER ARA


Gelişmiş Arama

  ANKET

Sitemizi beğendiniz mi?




Tüm Anketler


Ayaronline © 2010 Tüm Hakları Saklıdır.

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi