|
Son dakika haberi bulunmamaktadır.
|
Künye |
|
|
| Anasayfa
| Güncel | Siyaset | Spor | Ekonomi | Medya | İz Bırakanlar |
Foto Galeri |
Videolar |
Bugün: 8 Eylül 2010 |
Ulusal Egemenlik mi?
Yazar |
: Hilmi Taşkın |
Yorum Sayısı |
: 0 |
Okunma |
: 77 |
Tarih |
: 24 Nisan 2010, 17:16 |
GÖRÜŞ HİLMİ TAŞKIN hilmi.taskin@mynet.com Ulusal egemenlik mi? Mustafa Kemal, Türkiye Cumhuriyetini iki ana temel üzerine inşa etmiştir. Bunlar tam bağımsızlık ve ulusal egemenliktir. Kurtuluş Savaşı askeri alanda, İzmir İktisat Kongresi ekonomik alanda, Lozan Konferansı da siyasi alanda tam bağımsızlık için gerçekleştirilmiştir. Daha Amasya Genelgesi sırasında söylenen “Ulusun kurtuluşu yine ulusun azim ve kararı ile gerçekleştirilecektir” sözü ulusal egemenlik için söylenmiştir. Erzurum Kongresi’nde ki “…milli iradeyi hâkim kılmak esastır” sözü de… 23 Nisan 1920 günü Ankara’da açılan TBMM de ulusal egemenliğin anıt kuruluşudur. O anıt kuruluşun 90. Yılını kutluyoruz. O zaman bir kez daha gelinen noktada ulusal egemenlik ve tam bağımsızlık anlayışını sorgulayalım. Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan vatandaşların ne kadarı toprak ağalarının hizmetinde cenanlık yapmaktadır? Bu konuda resmi veriler yok, ancak nüfusumuz içinde ciddi bir ağırlıkları olduğu da gerçektir. Ve bu aşiretler her dönem TBMM’ye vekil göndermişlerdir. Örnek mi? Brukan aşireti-Kİnyas Kartal; Remzi Kartal. Mehmet Kartal, Nadir Kartal’ı TBMM’ye aşiret oyları ile göndermiştir. O zaman sormak gerekir, bu milli irade mi yoksa aşiretin iradesi mi? Ulusal egemenliğin önünde ikinci bir engel ise tarikat ve cemaatlerdir. Tarikat ve cemaatlerin seçmen içindeki ağırlığı giderek artmaktadır. Ve o güç ile TBMM’de çok sayıda üye ile temsil edilmektedirler. Bir kez daha soralım; Tarikat ve cemaat oyları ile TBMM’ye gelen vekiller milli iradeyi mi yansıtmaktadır yoksa tarikatın veya cemaatin iradesini mi? Elbette ki milli iradeyi değil! Oylar, niteliğe göre değil “bizim tarikattan”, “bizim cemaatten” denilerek verilmektedir. Görüldüğü gibi 90.yılda ulusun egemenliği yoktur. Feodal yapının ve tarikatların egemenliği vardır ve giderek de güçlenmektedirler. Özgür irade TBMM’ye ne yazık ki bu nedenle yansımamaktadır. Ya tam bağımsızlık? Soğuk Savaş döneminin başlarından itibaren yapılan ikili anlaşmalar ile o da yitirilmiştir. AB istedi diye 15 günde TBMM’den 15 yasayı çıkartmak acaba neyin nesidir? “Deliğe süpürmeyin, kullanın” anlayışı ne anlama gelir? Ya “eşbaşkanlık”… Örnekler çoğaltılabilir. O halde bağımsızlık Washington’a ve Brüksel’e bırakılmıştır! Geriye ne kaldı? Çocuk Bayramı… Bayramınız kutlu olsun çocuklar…
Yazdırılabilir Sayfa |
Word'e Aktar |
Tavsiye Et
| Yorum Yaz
 |
Yazarın Önceki Yazıları |
Son Haberler |
 |
|
|
|
|
|
Ayaronline © 2010 Tüm Hakları Saklıdır.
Altyapı: MyDesign Haber Sistemi
|