| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Anasayfa | Güncel | Siyaset | Spor | Ekonomi | Medya | İz Bırakanlar | Foto Galeri | Videolar | Bugün: 8 Eylül 2010 | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
12 EYLÜL'DEN BİR ANI
GÖRÜŞ HİLMİ TAŞKIN
12 Eylül´den bir anı...
12 Eylül´ün üzerinden 29 yıl geçti. Ancak yaşanan acılar geçmedi! 78 kuşağının hepsinin o günlere ait öyküleri vardır. Kimi acıdır, kimi de trajikomik. Bugün bir 12 Eylül yazısı yazmak istiyorum. Aslında o döneme ait o kadar çok yazılacaklar var ki, her 12 Eylül tanığı mutlaka o günleri yazmalıdır. Tarih 6 Mayıs 1980, Yer Trabzon. Öğrenim gördüğüm Fatih Eğitim Enstitüsü bitmek üzeredir. Dile kolay tam 3 yıl o zor günler geride kalmış ve bitirme sınavlarına giriyoruz. O günlerde Trabzon´da neredeyse her gün bir kişi can veriyor. Arkadaşların birbirine "bugün de hayattasın" diye şaka yaptığı günleri yaşıyoruz. Ve bitirme sınavlarına grup halinde gidiyoruz. Bu bir savunma ve caydırma yöntemi idi. Ne bilelim o gün sınava giden bizlerin üzerine, Gazipaşa Caddesinin başından okula döndüğümüz noktada ateş açılacak. Açıldı! Gazipaşa Caddesinin sahile inişte sağ başında bulunan bir inşaattan yüzlerini göremediğimiz birileri kalabalığın üzerine ateş açmaya başlamıştı. Önümde bizim sınıftan Saim Eminağaoğlu (YARSAV Başkanının akrabası), yanımda ise daha güvenli olur diye otelden evime aldığım Türkçe Bölümünden Cemil arkadaş vardı. Saim Artvinli idi. Yoksul bir ailenin çocuğu idi. Uzun boylu olan Saim üzerimize rasgele açılan ateşte ilk yere düşen oldu. Tam anlından kurşun yemişti ve oracıkta can verdi. Sonra sağımda olan Cemil düştü yere. Kendimi bir metre yanda bulunan duvarın arkasına attım. Cemil sadece bir metre önümde idi. Saim´de hemen onun yanında yerde yatıyordu. Kurşunlardan korunmak için yere yatanlar, ara sokaklara kaçanlar, yerde çırpınanlar, ölüler ve yaralılar ile Gazipaşa Caddesi girişi tam bir can pazarına dönüşmüştü. Bir müddet sonra silah sesleri sustu. Cemil bir metre uzağımda yerde yatıyor. Ama yaşıyordu. Kurşun sağ ayağının kalça kısmından delip geçmişti. Delip geçtiğine göre büyük bir silahtan atılmıştı. Çünkü ayağının bir yanından baktığında öte yanı görünüyordu! Cemil acı ile kıvranıyor ve yardım istiyordu. Yanına gittim. Yere oturdum ve başını ellerimle kaldırdım. Kucağımı ona yastık yaptım. Saldırı sonrasında bir müddet hiçbir emniyet ekibi olay yerine gelmedi. Kendi başımıza kalmıştık sokak ortasında. Sonra ekipler geldi. Ambülânslar geldi. Cemil´i bir polis otosuna koyduk ve doğru Numune Hastanesine gittik. Araba da Cemil aldığı kurşunun acısı ile kıvranıyor ve bir yandan da polislere söyleniyordu. O gün saat 11.00´de tüm radyo ve televizyonlardan bize yapılan saldırı haberi verildi. 12 arkadaş yaralanmış ve 2 arkadaş ta ölmüştü. Ben Cemil´in tedavisi ile ilgileniyordum. Ona refakat ediyordum. 11.30 gibi Hastanede bir anons duyulmaya başlandı. Anons edilen benim adımdı. Koştum dışarı ve yetkililere "neden adım anons ediliyor" diye sordum. Bana "baban arıyor" dediler. Santrale telefona koştum. Sağ olduğumu ve yaramın olmadığını söylediğim de babam bana inanmıyordu. Yanımdaki görevli de babama "Amca, oğlunda bir şey yok" demek durumunda kaldı. O zaman babam, " Hemen buraya gel. Annen televizyon haberlerini dinledikten sonra fenalaştı " dedi. Bir annemi düşündüm, bir de hastanede yatan ve tedavi olan arkadaşları. Babama "Gelemem arkadaşların yardıma ihtiyacı var" dedim. Babamın tüm ısrarlarına rağmen kaldım da... Cemil´in ayağını alçıya aldılar. Bir müddet sonra anladık ki alçı yanlış alınmış ve sağ ayağı 3 cm kısa kalacakmış. Yani Cemil topal kalacaktı. Bu haberi aldığı zaman ki yüz halini unutamam. Tepkisini "Bu olamaz. Tüm hayatım sönecek, bütün yakışıklılığım gidecek" sözleri ile gösterdi. Derhal Ortopedi Uzmanı olan doktorumuza gittim. Elinden bir şey gelmeyeceğini, yaşadığına duacı olmasını vb söyledi. Bir çare olmalı idi. Oldu da... O dönem Espiye Lisesi Öğretmeni olan ağabeyi ambulans ile geldi. Cemil´i o ambulansla Ankara´ya götürdü. Ben de onlar ile Giresun´a kadar geldim. Meydan da Cemil´i öperek yolcu ettim. O ayak Ankara´da yeniden kırılmış. Kırığın aşağısından ve yukarısından delik delinmiş ve ayak askıya alınmış. Günlerce askıda kalan ayak normal haline gelince yeniden alçıya alınmış ve Cemil´de topal kalmaktan kurtulmuştu. Bu öykü uzun ve ayrıntılıdır. Cemil arkadaşa o ayrıntıları anlattım. Bana bunları yaz ve tarihe not düş dedi. Şimdilik kısa bir not düştüm. Yüzlerce binlerce acının içinde küçük bir not... Ülkemizi koşar adım 12 Eylül´e götürmek isteyenler o günlerde terörü bir yöntem olarak kullanmışlardı. 13 Eylül günü terörün bıçak gibi kesilmesi de bunun göstergesidir. Peki, ne için yapıldı 12 Eylül? Bugünlere baktığımızda 12 Eylül´ün nedenini daha iyi anlamak olanaklı. Çünkü bugünlerin temeli o günlerde atıldı. Acı çekenler çektiği ile kaldı. Çektirenler ise Anayasanın geçici 15.maddesine sığınarak yaşıyorlar! Ve pek çok kişinin 12 Eylül´ün neden yapıldığından haberi bile yok...
|
GALERİHABER ARAEN ÇOK OKUNANLARSON YORUMLANANLAR |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Ayaronline © 2010 Tüm Hakları Saklıdır. Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||