Son dakika haberi bulunmamaktadır.   Künye  
Anasayfa   |  Güncel  |  İLANLAR  |  manşet  |  RÖPORTAJ  |  Siyaset  |  Spor  |  EĞLENCE  |  Ekonomi  |  Medya  |  İz Bırakanlar | Foto Galeri | Videolar |  Bugün: 23 Temmuz 2014

İŞTE DERSİM OLAYLARININ İÇ YÜZÜ

Politikanın gündemine oturan Dersim olayları nedir ve nasıl meydana geldi? kaç kişi öldü. neden böyle bir durum yaşandı?

Kategori  Kategori : Güncel
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 12209
Tarih  Tarih : 18 Ağustos 2010, 10:21

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Dersim ayaklanmaları nasıl meydana geldi? Atatürk neden bu bölgenin bombalanmasını istedi?

İşte Dersim Vikipendinden aldığımız bilgiler.

 

D e r s i m    i s y a n ı

 

Osmanlı yönetiminin başı Dersimle hep dertte idi.

Osmanlı döneminde yüzyıllarca yurtluk ve ocaklık biçiminde özerk olarak yönetilen Dersim Bölgesi'nde, özellikle Tanzimat'tan sonra, merkezi yönetimin güçlendirilmesi amacına yönelik düzenlemelere karşı sık sık huzursuzluklar (Dersim ayaklanmaları) meydana gelmiştir. Osmanlı Devletine karış yapılan isyanların tarihleri şöyledir:(1847, 1877-78, 1885, 1892, 1893-95, 1907, 1911, 1916).

 

Parçalı Osmanlı yönetiminden Mili devlet Türkiye Cumhuriyetine.

Bölge, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla geleneksel otonom özelliğini kaybetmekle karşı karşıya kalmıştır. Çünkü yeni kurulan devlet milli bir devlet niteliği taşımaktaydı. Dersimli aşiretler, Dersim'deki geleneksel düzenin ani bir şekilde değiştirilmesine ve yönetimlerinin elinden alınmasına karşı çıkmış; vergi vermek, askere gitmek gibi çeşitli zorunlulukları ise kabul etmek istememişlerdir. Çünkü Dersim halkı coğrafyasının tarıma ve hayvancılığa elverişli olmamasından dolayı oldukça yoksuldur ve vergi vermek istemezler. Buna karşın, o devirde tüm Doğu Anadolu halkı yoksul olmasına rağmen bu şekilde bir başkaldırı düşünmemişlerdir.

 

“Osmanlı devletinde askerlik yapmak günah”

Ayrıca Kızılbaş-Alevi olmaları nedeniyle sürekli Dersim'e saldıran Sünni Osmanlı ordusuna askerlik yapmayı ağır günah sayarlar. Buna karşılık Dersimdeki Kürtler arasında çok miktarda sünni Kürt de vardır ve bu tezi Sünniler de bahane olarak kullanmışlardır. Cumhuriyet dönemine kadar olan süreçte Dersim kapalı bir kutu gibi varlığını sürdürmüştür ve yoksullukla boğuşmaktadır.

 

 

Çevre illere saldırı

Çevre illerle ekonomik bağlantısının olmaması nedeniyle bazen Dersim aşiretlerini etraftaki illeri yağmalamak için saldırmışlardır. Bu nedenle çevre vilayetlerin yöneticileri de sık sık Dersimlileri Osmanlı'ya şikayet etmişlerdir. Oysa Osmanlı yeniçeri ocağı Bektaşi temelli bir kurumdur, Yeniçeri Ocağı'ndaki yeniçerilerin bilaistisna tümü Bektaşi meşrebindendir ve Bektaşilik Aleviliğe Sünnilikten daha yakındır.

 

Ermeni meselesinde farklı tavır

Ermeni Tehciri sırasında da bazı Dersimli Alevi Kürtler bir çok Ermeniyi, Türk Hükümetinin haberi olmadan katletmişlerdir. Fakat diğer yandan birçok Kürt de Ermenileri kendi köylerinde barındırmış, aşiretler Dersim Ermenilerini Osmanlı hükümetine teslim etmeyi red etmiş ve Ermeni kaynaklarına göre 20 bin ila 36 bin arası Ermeni'nin güvenli olarak kaçmasını sağlamışlardır.

 

Milli Devlet toplumun bir bütün olmasına dayanıyor.

1930'ların başında Atatürk'ün emriyle kurulan Türk Tarih Kurumunun hazırladığı Türk Tarih Tezi ve Güneş dil Teorisi’nde özetle, "Türkiye’de yasayan herkes Türk'tür" gibi kanıtlar üretildi. Yine o tarihlerde meclisten geçen 1934 İskân Kanunu ile de "Türk olmayan vatandaşların Türklüğün yoğun yerlere iskânı" mümkün hale getirildi. Böylece diğer halkların yanında, Dersimlilerin sürgünü önünde de hiçbir engel kalmamış oluyordu.

 

Tarih boyu isyancıların merkezi olan bölge

1920'lerin ikinci yarısından sonra Dersim bölgesini tanımaya yönelik pek çok rapor hazırlanmıştır. Özellikle Hamdi Bey rapor, "Dersim bir çıbandır. Bu çıban okşamakla tedavi edilemez. Bu yarayı kökünden koparmak gereklidir" gibi söylemler barındırıyordu. Bu söylem daha sonra, 1 Kasım 1936'da yılında Atatürk tarafından da meclis kürsüsünden tekrar edilecektir. İsmet İnönü de "Doğu raporları’nda "Erzincan beyleri Dersimlileri maraba adıyla çalıştırıyorlar. Bu bir nevi Erzincan beylerinin bir nevi Kürt himayesine sığınmasıdır" diyecektir. I. Genel Inspektör Cemal Bardakçı, "Dersim'deki huzursuzluğun sebebi açlıktır" diyecek, Fevzi Çakmak ise, "Dersimlileri askere almayın, silah kullanmayı ve savaş taktiklerini öğrenirlerse bize saldırırlar" diyecektir. Cemal Bardakçı, olaya daha insani bir taraftan bakmış, fakat bunun bedelini görevden alınarak ödemiştir.

 

İyileştirme raporları hazırlandı.

Raporlarda en çok üzerinde durulan noktalar ise, aşiretlerin birbiriyle olan ilişkileri, hangi aşiretin hangi dili (Zazaca, Kürtçe, Türkçe) konuştuğu, aşiret yapıları, Dersimlilerin gelenek görenekleri, aşiretlerin coğrafi sınırları ve nüfuzları, Dersim'in Alevi-Kızılbaş inancı, Dersim'in stratejik noktaları üzerine raporlar sunulmuştur ve başarılı bir Dersim Harekâtı için gereken önlemler bu raporlarda tespit edilmiştir. Yani "Dersim Harekâtı" en azından on yıl önceden aşama aşama planlanmıştır. Daha sonra ilk iş olarak stratejik noktalara karakollar inşa edilmeye başlanmıştır; ilk karakollar yapılmaya başlandığında Dersimliler tepki vermemişlerdir.

 

İflah olmayan Dersim’e özel vali

1926 Koçan tedibinden sonra devlet, bu bölgenin "okşamakla" kazanılmayacağını anlamıştı. Batı ve doğu bölgelerindeki otoritenin sağlamlaştırılması amacıyla, merkezleri Diyarbakır, Erzurum ve Trakya, 1936’da son olarak Dördüncüsü Elazığ'da olmak üzere, Umumi müfettişlikler (Genel inspektörluk, Inspectorat general) açıldı. Bu tarz yönetim, Sadece İngiliz sömürgelerinde görülen "sömürge valilikleri" ile ortak yönler taşımaktaydı. 1936 yılında açılan dördüncü umumi müfettişliğin başına getirilen Korgeneral Abdullah Alpdoğan, mahkeme kararlarını imzalama, düzeni sağlamak ve güvenlik açısından gerekli gördüğü durumlarda ilde yaşayan kişileri ve aileleri, il sınırları içinde bir yerden bir başka yere göndermeye ve il sınırları içinde oturmalarını yasaklamaya da yetkiliydi.

25 Aralık 1935'te son adım olarak, 2884 sayılı Tunceli Vilayeti'nin İdaresi Hakkında Kanun çıkarıldı. Buna göre Tunceli iline bir askerî vali atanacaktı. Aynı zamanda dördüncü genel müfettiş sıfatını alan vali general Abdullah Alpdoğan daha önce belirtildiği gibi, geniş yönetsel, askeri ve yargısal yetkileri vardı.

Yasanın uygulanmaya başlamasıyla 1937 başlarında yeni olaylar çıktı. Bölgede güvenlik sağlanamadı ve hükümet otoritesi kurulamadı. Hatay'a bağımsızlık tanıyan Milletler Cemiyeti kararından sonra, TBMM'de yapılan görüşmelerde, bu gelişmelerin başta Fransa ve Fransa'nın mandası altındaki Suriye tarafından kışkırtıldığı ileri sürüldü. Başbakan İsmet İnönü ise, Tunceli ilinde iki yıldır izlenen reform programının amacının bölgenin uygar bir hale getirilmesi olduğunu belirterek, programa karşı bölgede direniş olduğunu belirtti.

 

İsyan: Atatürk’ün geleceği karakola saldırı.

1937 yılında Atatürk Singeç Köprüsü'nün açılışını yapmak üzere Dersim'e gelecekti. Bu köprünün bir ucunda güvenliği sağlamak amacıyla bir askeri karakol bulunuyordu. İsmail Hakkı Teğmen'in komutasındaki karakola isyancılar tarafından saldırı düzenlenir. Karakol yakıldı, 33 askerin tümü öldürüldü.

 

Askerler şehit edildi, köprüler yakıldı.

27 Mart 1937 tarihinde Tunceli-Erzincan yolundaki bir köprü Haydaran ve Demanan aşiretleri tarafından yakılır. Diğer Türk Birlikleri ile bağlantı kurulmasın diye Kürtler tarafından bölgenin telefon hatları kesilir. Jandarma birliklerine pusu kurulur. Pax bucağı karakoluna baskın düzenlenir. Seyit Rıza bizzat Sin Karakolu'nun da basılması için asi milislere emir verir. Bölgedeki 9. Seyyar Jandarma Taburu'na da baskın düzenlenir. Kendi vatandaşlarından kurulu düzensiz gerilla kuvvetlerine karşı savaşmak üzere eğitilmemiş ve bu yönde bir hazırlığı olmayan askeri kuvvetler kendilerini korumakta zafiyet içine düşerler. Birçok askeri birlik basılarak askerler öldürülür ve yaralanır. Asiler Mazgirt Köprüsü'nü tahrip ederler.

Bununla da yetinmeyen aşiretler bütün halkı kışkırtırlar. Tunceli il merkezinde meşalelerle yürüyüp Kürtçe ve Zazaca "Ya Allah Ya Muhammed Ya Ali" diyerek ilerlemişlerdir. Bu harekette isyanın dini nitlelikli olduğunu da göstermektedir veya dini bir görünüm verilmeye çalışılmıştır.

 

Yunan ilerlerken isyan çıkaran Koçgiri aşireti ile iş birliği

21 Mart günü başlayan isyan ilk günleri normal olsa da sonraki zamanlarda giderek şiddetlenmesi durumu tehlikeli hale getirmiştir. İlk tehlike Seyit Rıza olmuştur. Seyit Rıza, Yunanlılar İzmir’i işgal edip ilerlerken isyan çıkaran Koçgiri aşireti reisi Alişer'i yanına almış, onu korumuş ve devlete teslim etmemiştir. Alişer'in isyanda aktif rol alması isyanın güçlenmesine ve bastırılmasının zorlaşmasına neden olmuştur. Ayrıca Seyit Rıza Abasan aşiret liderliğini de kullanarak ve Alişer'i kullanarak doğuda ve güneydoğudaki Zaza ve Kürt halkı ayaklandırmaya çalışmıştır. Bu dönemde Koçgiri, Zerikan, Feran, Milan gibi yaygın Alevi ve Sünni Kürt aşiretleri kışkırtmıştır. Bununla da yetinmemiş, soyunun Ali'ye dayanmasını da kullanarak Alevileri kışkırtmıştır. İsyanın yayılmasına engel olmak için devlet isyandan diğer illere haber vermemiş, bu sayede isyan yayılmamıştır.

Seyit Rıza ayrıca İngiliz Hükümetine bir mektup yazmış ve onlardan yardım istemiştir. Suriye tarafından desteklenmiştir. Hatay sorunun başlaması üzerine Şeyh Sait isyanında Musul kaybedildiğinden bu isyanda da Hatay'ın kaybedileceği korkusu yayılmıştır.

Raiber olayı

        Raiber olayı abi-kardeş çatışmasıdır. Bu olay sonunda harekât yolu açılmış ve büyük avantaj sağlanmıştır.

Raiber Seyit Rıza'nın kardeşidir. Kendi aşiretinin liderliğini yaptığı sırada isyanın çıkması üzerine abisine destek vermemiştir. Aslında Seyit Rıza kardeşine güvenmiyordu. Çünkü Kardeşi Türk hükümetine karşı isyanın doğru olmadığını biliyordu. Ancak abisinin baskılarına dayanmak da bölgenin demografik yapısından dolayı mümkün görünmüyordu. Raiber çok büyük bir ikilemde kalmış ne yapacağını bilemiyordu. Abisinin öldürülmesini istemediği için Türk hükümetinden yardım istemiş ardından abisinin yanında yer almıştı. Türk hükümeti isyanı bitirmeleri halinde kimseye bir şey yapılmayacağını ve adil bir yargılama ile sorumluların cezalandırılmaları konusunda garanti vermişti. Raiber abisini ikna için onun yanında yer almış ve onu ikna edene kadar birlikte bazı çatışmalara girmek zorunda kalmıştır.

 

İsyancılara Harekât

Ayaklanma, Şeyh Hasan aşiretine mensup olan Abasan Aşireti reisi Seyit Rıza önderliğinde, askere gitmek ve vergi vermek istemeyen diğer aşiretlerce de desteklenen bir grup tarafından 20-21 Mart 1937 gecesi Harçik köprüsünün yıkılması, köprüyle Kahnut Bucağı arasındaki telefon hattının kesilmesi ve bölge askeriyesine düzenlenen saldırı ile başladı. Askeriyedeki bütün askerler öldürüldü. Askeriye yakıldı. Bunun üzerine resmen isyan başladı. İsyan bölgenin coğrafi durumu nedeni ile büyüdü. Ayaklanmayı Kureyşan aşireti başlattı ve özellikle Demenan, Haydaran ve Yusufan aşiretlerinin katılımı ile iyice genişledi. Ayaklanmaya toplam yaklaşık 6.000 kişilik bir grup katıldı.

 

İlk harekat başarısız

General Abdullah Alpdoğan düzenlediği ilk harekât başarısızlıkla sonuçlandı. Aşiretler ise bunun verdiği moralle tamamen silahlandı. Bu yüzden isyanı bastırmak iyice zorlaştı. Abdullah Alpdoğan yanına aldığı 50.000 asker (üç kolordu ) ile bölgeye gitti fakat dağları bir türlü aşamadı. Bunun sonucunda bir hava saldırısı gerektiğine karar verdi. Gerekli onayı alınca Sabiha Gökçen'i davet etti. Sabiha Gökçen de kabul edip Hava Kuvvetleri'nden 3 uçak filosu ile havadan saldırı gerçekleştirdi. İsyancıların saklandıkları en büyük yer olan Laş mevkiini yerle bir etti.

Yapılan harekât başarılı olmayınca, askerler bölgeye girmeyi başaramadı. 13 Eylül 1937'de anlaşmaya çağrılan Seyit Rıza tutuklandı. Askeri harekâttan sonra yapılan yargılama 15 Kasım 1937'de sona erdi. 11 kişi idama mahkûm oldu, fakat yaşların geçkin olmalarından dolayı içlerinden dördü hakkında idam cezası 30 sene ağır hapse tahvil edildi. Ayaklanmanın lideri Seyit Rıza ile birlikte Halvori gözelerinde toplantı yapan 6 kişi idam edildi. Çok sayıda ayaklanmacı değişik hapis cezalarına çarptırıldı.

 

Olaylar durmuyor

Ancak olaylar durulmadı ve 1938'de Kureyşan aşireti intikam için diğer aşiretleri silahlanmaya davet etti ve ikinci bir isyan başladı. Bunun üzerine başlatılan ikinci askeri harekât ile ayaklanma Eylül 1938'de tamamen bastırıldı. Direniş amacıyla kırsal alanda kalanların direnişi ise 1948'e kadar sürmüştür.

Harekat sırasında Gazeteler ağır sansüre maruz kalmıs, 13 Eylül 1938'de Dersim'de zehirli gazlarla katliam yapıldığı yönünde haber yapan Köroğlu gazetesi ise hemen kapatılmıştır. Harekâtın lehinde yayın yapmak ise bir süre sonra serbest bırakılmıştır.

 

Harekâtın sonuçları

Hukukçu yazar Hüseyin Aygün, Dersim Harekâtı ve sonuçları hakkında bugüne kadar yapılmış en kapsamlı bir araştırma olarak nitelendirilen Dersim 1938 ve Zorunlu İskân” adlı kitabında, isyanın açıkça kışkırtılarak çıkarıldığını, Cumhuriyet dönemi ayaklanmaları içerisinde sivillere yönelik eziyetin ve kıyımın en şiddetlisine uğradığını, ardından da isyancılarla beraber aileleri ve hatta isyana iştirak etmeyenlerin eziyete ve kıyıma maruz kaldığını, binlerce sivil vatandaşın öldürülmüş ve kalan on binlercesinin de sürgün edilmiş olduğunu belirtmiştir.

Askerî harekât, her ne kadar bazı aşiretleri sürgün etse de, harekât 1938 yılının sonuna doğru sona ermiştir. Harekât sonucunda 13.000 (Resmi rapor) ile 40.000  arasında sivil ölürken, 12.000 kişi başka yerlere sürgün edilmiştir. Bölge halkının verdiği bilgilere göre bu sayının 80.000 civarında olduğu ileri sürülmektedir. Kısacası bu olay Dersim Katliamı olarak adlandırılmaktadır. Ayaklanmaya veya direnişe katılan aşiret mensupları, Kayseri'nin Sarız, ilçesi ve Erzurum, Yozgat, Muş gibi çeşitli illere gönderilmiştir.

 

Şimdi.

İçinde yaşadığımız Türkiye’de Dersim olayları sorgulanırken herkes yine isyancıları değil askeri ve devleti suçluyor. İsyancıların torunları ise dedelerini dedelerine toz kondurmuyor. Geçtiğimiz hafta Diyarbakır belediye Başkanı Baydemir’in açılışını yaptığı dersim İsyancılarının başı seyit Rıza’nın heykeli ise herkese isyanların bitmediğinin mesajını veriyor. Nitekim Baydemir heykelin açılışı öncesinde “iki bayraklı olsak ne olur? Özerklikte ne var” diye sormadı mı?

Nereden nereye.

Herkes isyancıların ahını vahını soruyor. Peki, vatani görevini yaparken haksız yere durduk yerde baskınlarla öldürülen Mehmetçiğin hesabını kim verecek?

Peki, bu durumu meydanlarda siyaset malzemesi olarak kullananlara da hasetsen  sormak lazım değil midir?

“Siz kimden yanasınız” diye

 

 

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Güncel

En Çok Okunan Haberler

CEMİL KARATAŞ CEMİL KARATAŞ
ERDOĞAN İLE GURUR DUYDUK
zafer çamaltı zafer çamaltı
GİRESUN'U BEKLEYEN BÜYÜK TEHLİKE
ABDULLAH KESKİN ABDULLAH KESKİN
CANİKLİ'NİN ADININ OKULA VERİLMESİ..
Vehbi Altunçul Vehbi Altunçul
YAZIK DEĞİL Mİ?
İsmail Ş.Aydın İsmail Ş.Aydın
GÜNEYDOĞU YOL GEÇEN HANI MI?
İBRAHİM BALCIOĞLU İBRAHİM BALCIOĞLU
BİR YEMİN MERASİMİ BÖYLE GEÇTİ
Ahmet Bilge Ahmet Bilge
TURİZM İL MÜDÜRÜ KİM OLACAK?
ŞAKİR ALİUSTAOĞLU ŞAKİR ALİUSTAOĞLU
SİYASET
Hilmi Taşkın Hilmi Taşkın
ASIL SUÇLU KİMLER?
Selami Çelebi Selami Çelebi
NEDİR BU İŞ?
ABDULLAH AKGÜN ABDULLAH AKGÜN
AKSU,ÇAĞRICI,TURAN VE PTT 1.LİG
Zeki Al Zeki Al
KİMLER GİTMELİ?
SEFER ÖZKAYA SEFER ÖZKAYA
TOPLUMSAL MUTLULUK..?
A.ZAFER TOPŞİR A.ZAFER TOPŞİR
GÜL'ÜN GÖREV SÜRESİ BİR YIL UZATILIYOR MU?
AHMED ÇITLAKOĞLU AHMED ÇITLAKOĞLU
30 MART'TA Kİ MİLLETİN KARARI
Mustafa Şahin Mustafa Şahin
BUDA MI KUMPAS?
Necmi Kaya Necmi Kaya
KİM SEÇİLİR?
H.İBRAHİM ŞENGÜN H.İBRAHİM ŞENGÜN
ÇİN İLE MEMLEKETİMİZİN KIYASLAMASI
SITKI ADA SITKI ADA
SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ
Bünyamin Çetink Bünyamin Çetink
BİLEMİYORUM
Tülay Tatoz Tülay Tatoz
KAHRAMAN ÖĞRETMENLER
TAHSİN EYİBİL TAHSİN EYİBİL
ALLAHIM..ALÇAK BASINÇ VERME...
Ahmet Gürsoy Ahmet Gürsoy
ASLINDA TARİH TEKERRÜR EDİYOR DA...
YUSUF KOCAOĞLU YUSUF KOCAOĞLU
FAİZ VE KAOS LOBİSİ TÜRKİYE'DE NEYİN PEŞİNDE?
Çınar Çetinkaya Çınar Çetinkaya
TİREBOLU'DAKİ BAZI KENDİNİ BEĞENMİŞLER..
İsmail Kaçmaz İsmail Kaçmaz
CHP'NİN TİREBOLU ADAYI KİM OLMALI?
Ertuğrul Akgündüz Ertuğrul Akgündüz
TOLGA, ZENGİN Mİ?
UFUK KEKÜL UFUK KEKÜL
AK PARTİ'DE ÇARŞI KARIŞIK
YAHYA İPEK YAHYA İPEK
TİREBOLU İLETİŞİM FAKÜLTESİ NASIL OLMALI?
Kamil Patan Kamil Patan
NAZMİYE KABADAYI'NIN CEVABI NE?
Yusuf Akdağ Yusuf Akdağ
ATATÜRK'ÜN ALLAH'A İNANCI TAMDIR
KEMAL GEMİCİ KEMAL GEMİCİ
BİZDEKİ NOKSANLIKLAR
Ali Sarıaydın Ali Sarıaydın
MİLLİYETÇİLİK TARTIŞMALARININ DOĞRUSU NE?
Miktad Kaya Miktad Kaya
KARADENİZ'DE PLAN TUTMADI
HASAN SEYİS HASAN SEYİS
ÇÖP SORUNUNU ÇÖZEMEYEN SİYASETÇİLER..
Namık Baltaoğlu Namık Baltaoğlu
SAYIN VALİ NE DEMEK İSTEDİ?
ŞENAY BİLEN ŞENAY BİLEN
EL SANATLARI VE CAM BONCUK YAPIMI
Osman Ünal Osman Ünal
ABD DOST MU DÜŞMAN MI?
MURAT TOKER MURAT TOKER
CANİKLİ'NİN VERDİĞİ TARİHTE NE OLUR?
Birol Cevizoğlu Birol Cevizoğlu
YENİ ASGARİ ÜCRET BELLİ OLDU
ALİ OSMAN BAHAT ALİ OSMAN BAHAT
PLAKA 34
SEDAT PİR SEDAT PİR
DOĞRUYU KİMLER SÖYLEYECEK?
Mustafa Cici Mustafa Cici
BİZE AĞLAMAK DÜŞER

  HABER ARA


Gelişmiş Arama

  ANKET

FUTBOLDA YABANCI SINIRLAMASI IRKÇILIK MIDIR?






Tüm Anketler


Ayaronline © 2010 Tüm Hakları Saklıdır.

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi